1953 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1953 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2013 Cuma

1953'ten bir reklam kuşağına ne dersiniz?

Bütün Dünya dergisinin (en çok okuyucusu olan Bütün Dünya dergisi) Temmuz 1953'teki 66. Sayısında yer alan reklamlar...
















































Bilinmeyen hayatımız


Aşağıda Bn. Clara B. Crebs'in 2. 
Dünya Harbi esnasinda, Amerikan askerî mahfillerinin büyük bir titizilkle muhafaza ettigi sırrı nasıl ögrendiğini okuyacaksınız. 
Amerikan ordusunda subay olan 
kocası ona bir telgraf çekerek meçhul bir istikamete sevkedildiğini ve birligfinin yerini kendisine ancak birkaç ay sonra ifşa edebileceni bildirmişti. 
Üç gece sonra, Bn. Crebs rüyasında bahçe kapısında postacı ile karşılaşarak ondan bir mektup aldığını gördü. 

Zarfın üzerindeki yazılardan, yalnız mektubu gönderenin adresini okuyabilmişti.
Ertesi gün, rüyasında gördüğü adrese bir telgraf çekti. Adres dogru olduğundan, telgraf kısa zamanda kocasının eline ulaştı, tabiatiyle  
telgraf, birlikte kıyametin kopmasına sebep oldu. Zavallı Crebs ise karısına adres blldirmediğini ispat edene kadar akla karayı seçti.

-----------------------------------------

19. asır alimlerinden Cromwell 
Varley, başından geçen bir hadiseyi 
şöyle hikaye etmişti: 
Bir kalp krizi geçiren kızkardeşinin azamî birkaç günden fazla yaşamaması bekleniyordu. Hastalığı esnasinda, Varley, onunkinden kilitli bir kapıyla ayrılmış bir odada yatmıştı. Bir gece, gördüğü bir kabus neticesi uyanan Varley, kızkardeşinin hayalinin odasına girdiğini gördü. Varley pençesinde oIduğu uyuşukluğu yenmeye çalıştığı sırada hayalet "kabusundan kurtulman için seni korkutacağım» dedi. Varley'i korkutmak üzere bir müddet 
boş yere uğraştıktan sonra «Cromwell, ölüyorum!» diye haykırdı. 
Bu feryat Varley'i öylesine korkuttu ki adamcağız derhal yataktan 
fırladı. Fakat iki oda arasındaki kapı hala kilitliydi.
Ertesi sabah Varley, kızkardeşinin odasına girdiğinde, hastadan şu sözleri işitti: «Dün gece rüyamda odana girdiğimi gördüm. Sen bir kabusun pençesindeydin, öleceğinden endişe ettiğimden seni korkutmağa teşebbüs ettim. Nihayet öldüğümü söylemem üzerine uyandın. 

------------------------------------

1912 yılının bir ilkbahar sabahı
Oklahoma'nm Carter şehrinden, John L. Greenlea arkadaşı Manning'le işine'gidiyordu. Her iki arkadaş, bir pamuk ' fabrikasında çalışıyordu.
Manning o sabah endişe içindeydl. 
Rüyalara inanmadığına yemin ettikten sonra, geceleyin gördüğü bir rüyayı anlattı. Pamuk fabrikasının
sece servisinde çalışan oglunun. muazzam makinelerden birine kapıldığını görmüştü. 

Manning daha hikayesini bitirmeden, fabrikanın büyük kapısından içeri girdiler, içeriden hızlı konuşmalar uğultu şeklinde dışarı taşıyordu. Bir düzine kadar işçi, büyük makinelerden birinin etrafında toptanmıştı. Bu grubun ortasında makinelerden birine kapılarak hurdahaş olmuş genç Manning, tanınamayacak halde yerde yatıyordu.






29 Ağustos 2013 Perşembe

'Hayatı Seviniz' Cemil Sena, Bizim Petek Dergisi



1953 senesi, Cemil Sena'nın yazısı ile başlıyoruz;

Hayatı Seviniz

İnsanı, hayattan korkutan, soğutan 
türlü olaylar vardır. Bunlara yakın dan bakılacak olursa, hiçbirinin Bizi ümitsizliğe, kötümserliğe kapıimanılzı gerektirecek kadar Önemli şeyler olmadığı görülür. Bunlar, bir isteğimizin yerine gelmemesi, bir başkasının 
bizden hallice olmasi, herhangi bir işte başarılı olmak için zahmetr katlanmal v.s. gibi. îster istemez her cemiyette. her yaşta rastlanabilecek o1an doğal gerçekliklerdir.

Kendi içimize çekilerek ne istediğimizi derinden düşündüğümüz zaman aklımıza gelen şeylerin emeksiz, savaşsız kazanılacak şeyler olmadığını, bu tarzdaki nimet ve servetlerin de hiç bir tadı olmadığını anlarız. Bir kazancın bize bağışladîğı 
zevk ve saadet duygusu ona sarfettiğimiz zeka ve irade kuvvetiyle orantılı idir. Bunıın içindir ki Chopenhaver in 
dediği gibi. papas ve softanın hayal eıtiği cennetin, insanı mes'ut etmesi
şöyle dursun, ayrıca da az.ap ve iç sıkıntısı veren bir yer olacaktır. Zira armutların pişip kendiliğinden ağıza
düştüğü bir alemde, insanın heves edeceği, arzu edeceği, düşünüp peşinden koşacağı, elde etmek için teşebbüs edeceği hiçbir şey mevcut olmayacağından daima önümüzde hazır bulunan Tanrı nimetlerinin de bize minnet ve şükranlarını verecek bir tarafı kalmayacaktır. Evvela;

«Hayat bir ödevdir ve bu dünya 
yaşanmaya değer» il'kesini kabul etmelidir. Sonra insan irade ve bilgisinin
yola getiremiyeceği hiç bir haksızlık ve zorluğun bulunamıyacağına inanmalıdır ve nihayet kendi gücümüze, 
bilgimize güvenmelidir. Hayatın zevki bu alemde bir iş görmüş olmakta, bir eser bırakmakta, faziletli ve temiz 
bir ruhla, kendimizi hatırlatacak faal'yetleri esirgememek ve hiç bir olmazlığın bulunamıyacağına inanarak zorlukları yenmiye çalışmakta saklıdır.

Başarısızlıklarımızı, iş ve ödevimizin çetinliğinde değil, kendi irade mizin gevşekliğinde, bilgimizin kıtlığında ve kısırlığında aramalıdır. Öğrenme ve iş görme askının milletine ve insanlığa hizmet etme tutkusunun 
yenilgiye uğratamıyacağı hiç bir kuvvet yoktur. Millet ve insanlığın kendisine minnettar olduğu kimseler, ancak hayatı sevenler ve hayatın zev kini böyle yüce maksatları gerçekleştirme çabasında görenlerdir. Çalışmayi, öğrenmeyi ve hizmet etmeyi gaye edinenlerin, hayattan zevk almamaları imkansızdır...